21 Mart 2010 Pazar

Resulün ve Müminlerin Saldırılara Karşı Tavırları


Kuşkusuz Resule ve müminlere karşı yapılan saldırılar, iman etmeyen insanları yıldırıp korkutacak kadar ciddi saldırılardır. Örneğin Firavun, önce kendi tarafında olup da, Hz. Musa'nın gösterdiği mucizeler sonucunda Hz. Musa'ya iman eden kişileri şöyle tehdit etmiştir:
(Firavun) Dedi ki: "Ben size izin vermeden önce O'na inandınız öyle mi? Şüphesiz o, size büyüyü öğreten büyüğünüzdür. O halde ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim ve sizi hurma dallarında sallandıracağım. Siz de elbette, hangimizin azabı daha şiddetliymiş ve daha sürekliymiş öğrenmiş olacaksınız." (Taha Suresi, 71)
Elbette bu, çoğu insan için oldukça caydırıcı bir tehdittir. Ancak iman eden bu kişiler, Firavun'un bu tehdidinden kesinlikle etkilenmemişlerdir. Bu durum ayetlerde şöyle haber verilmektedir:
"Dediler ki: "Bize gelen apaçık delillere ve bizi yaratana seni asla 'tercih edip-seçmeyiz." Neyde hükmünü yürütebileceksen, durmaksızın hükmünü yürüt; sen, yalnızca bu dünya hayatında hükmünü yürütebilirsin. Gerçekten biz Rabbimize iman ettik; günahlarımızı ve sihir dolayısıyla bizi kendisine karşı zorlayarak-sürüklediğin (suçumuzu) bağışlasın. Allah, daha hayırlıdır ve daha süreklidir." (Taha Suresi, 72-73)
Görüldüğü gibi müminler Allah'a olan tevekküllerinden dolayı, inkarcıların tehditlerine karşı son derece cesur, son derece güvenli bir tavır sergilemektedirler. Resullerin ve müminlerin bu özelliğini haber veren ayetlerden bazıları da şunlardır:
"Kavminin önde gelenlerinden büyüklük taslayanlar (müstekbirler) dediler ki: "Ey Şuayb, seni ve seninle birlikte iman edenleri ya ülkemizden sürüp-çıkaracağız veya mutlaka bizim dinimize geri döneceksiniz." (Şuayb:) "Biz istemesek de mi?" dedi. "Allah bizi ondan kurtardıktan sonra, bizim tekrar sizin dininize dönmemiz Allah'a karşı yalan yere iftira düzmemiz olur. Rabbimiz olan Allah'ın dilemesi dışında, ona geri dönmemiz bizim için olacak iş değildir. Rabbimiz, ilim bakımından herşeyi kuşatmıştır. Biz Allah'a tevekkül ettik. 'Rabbimiz, bizimle kavmimiz arasında 'Sen hak ile hüküm ver,' Sen 'hüküm verenlerin' en hayırlısısın." (Araf Suresi, 88-89)

"Onlara Nuh'un haberini oku. Hani kavmine demişti ki: "Ey kavmim, benim makamım ve Allah'ın ayetleriyle hatırlatmalarım eğer size ağır geliyorsa ben, şüphesiz Allah'a tevekkül etmişim. Artık siz ortaklarınızla toplanıp yapacağınız işi karara bağlayın da işiniz size örtülü kalmasın (veya tasa konusu olmasın), sonra hakkımdaki hükmünüzü -bana süre tanımaksızın- verin." (Yunus Suresi, 71)
Nitekim Kuran'da Resullere inkarcılara karşı son derece kararlı ve güvenli olmaları emredilmiştir. Ayetlerde şöyle buyrulmaktadır:
"İman etmeyenlere de ki: "Yapabileceğinizi yapın; elbette biz de yapacağız." (Hud Suresi, 121)
Resulün inkarcılardan korkup-çekinmesi asla söz konusu olamaz. Çünkü Resuller Kuran'da haber verildiği üzere, "...Allah'ın Risaletini tebliğ edenler, O'ndan içleri titreyerek-korkanlar ve Allah'ın dışında hiç kimseden korkmayanlardır." (Ahzap Suresi, 39)
Resulün ve müminlerin inkarcılara karşı bu denli kararlı ve cesur davranmalarının nedeni, olayların iç yüzünü ve sırrını kavrayabilmeleridir. Bu sır, hiçbir şeyin ve hiçbir kimsenin kendisine belirlenen kaderin dışına çıkamayacağı gerçeğidir. İnkar edenler kuşkusuz bu metafizik gerçekten habersizdirler ve müminlere dilediklerini yapabileceklerini zannederler. Oysa müminler bilmektedirler ki, hiç kimse Allah'ın izni dışında hiçbir şey yapamaz. Herkesin kaderini belirleyen, ne kadar yaşayacağını, nerede nasıl öleceğini tespit eden Allah'tır.

Dolayısıyla inkar edenlerin müminlere kurdukları tuzaklar, düzenledikleri saldırı ve iftiralar, Allah'ın bilgisi ve izni dışında gerçekleşemez. Bu nedenle de, müminlerin bu saldırılardan korkmalarını, çekinmelerini gerektirecek bir durum yoktur. Kuran'da haber verilen; "Siz doğru yola erişirseniz, sapan size zarar veremez" (Maide Suresi, 105); "Allah, kafirlere müminlerin aleyhinde kesinlikle yol vermez" (Nisa Suresi, 141) ve "Eğer siz sabreder ve sakınırsanız, onların 'hileli düzenleri' size hiçbir zarar veremez. Şüphesiz, Allah, yapmakta olduklarını kuşatandır" (Al-i İmran Suresi, 120) ayetleri, bu konuyu açıklamaktadır.

Ancak bu, müminlerin hiçbir sıkıntıyla karşılaşmayacakları anlamına gelmez. Allah, inkar edenlerin saldırıları aracılığıyla müminleri deneyecek ve onları olgunlaştıracaktır. Kuran'daki, "Allah, hiç kimseye güç yetireceğinden başkasını yüklemez" (Bakara Suresi, 286) hükmü gereği, müminler "güç yetirebilecekleri" zorluklardaki imtihanlarla denenirler. Bir Kuran ayetinde bu gerçek şöyle açıklanır:
"Andolsun, Biz sizi biraz korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele." (Bakara Suresi, 155)
Kısacası, Resul ve onunla birlikte iman edenler için, inkar edenlerin tüm baskı, iftira ve saldırıları, gerçekte Allah'ın bir imtihanıdır. Bu nedenle karşılaştıkları olaylarda son derece kararlı, güvenli ve sabırlı bir tavır ortaya koyar, asla paniğe ya da korkuya kapılmazlar. Müminlerin bu tavrı da Kuran'da şöyle bildirilir:
"Onlar, kendilerine insanlar: "Size karşı insanlar topla(n)dılar, artık onlardan korkun" dedikleri halde imanları artanlar ve: "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir" diyenlerdir." (Al-i İmran Suresi, 173)
Ancak burada bir noktaya dikkat etmekte fayda vardır: Resulün ve müminlerin önde gelenlerin saldırılarına sabretmeleri, hiçbir tedbir almadan durup bekledikleri anlamına gelmez. Tam aksine Resulün en önemli özelliklerinden biri de, inkar edenlerin kendisine kurduğu tuzakları bozması ve karşılığında inkar edenlere tuzak kurarak onları yenilgiye uğratmasıdır. Zira Allah'ın elçileri son derece akıllı, ileri görüşlü, tedbirli ve çok sağlam planlar hazırlayabilen çok üstün, ilim sahibi insanlardır. İnkar edenlere karşı yürüttükleri mücadelede de hep üstün gelmişlerdir. İlerleyen sayfalarda Kuran'da haber verilmiş olan, Resullerin kurduğu planlardan ve yöntemlerden bahsedeceğiz.